|
MARSİLYA’NIN KURULUŞU
Maceralı bir yolculuktan sonra “Foça”lılar “ARMARİQUE” kıyılarına
çıkarlar. “RHONE” yakınındaki “SEGOBRİGES”lerin desteğinden fayda umarak,
Foçalıların şefi olan “PROTİS” arkadaşları ile birlikte kralları “NANNUS”a
giderek iyi dileklerini sunarlar.
O gün kral “NANNUS” önde gelen şeflerine bir yemek vermektedir. Bu yemek
şerefine kralın kızı “GYPTİS” geleneklere göre bir eş seçecek ve kendsine
düğün kupasını verecektir.
Güzel “GYPTİS” görünür ve “GRECS” lere doğru döner. “PROTİS”in asil
görünüşüne ve erkek güzelliğine hayran kalarak, kendisine kupayı uzatır.
İki nişanlı evlenir ve Foçalılar kolonilerini “ANATİLİENS” topraklarına
kurarlar.
Böylece “SALYENS”lerden gelen ve “MAS” “SALYARUM” diye iki ayrı Celtique
kelimesinden oluşan “MASSİLİA” şehrinin temeli atılmış olur.
(Bu olay 45. Olimpiyat’ın 1. Yılında geçmektedir.)
TERCÜMEDİR
Foça bütün Grek şehirlerinin içinde en çok koloniye sahip olan şehirdi.
Bunların hepsi Akdeniz’in batı kısmında kurulmuşlardı. Bunun yanı sıra
Miletliler özellikle Rusya’nın güneyi ve Kırım olmak üzere Karadeniz
kıyılarına ve Kuzey Ege’de yerleşmişlerdi. Heredot, Foçalıların güney
İspanya ve Britanya’ya maden aramak için yaptıkları uzun deniz
yolculuklarından bahseder. Kartacalılar ve Etrüskler tarafından tehdit
edilen bu uzun deniz yolculuklarını güvenlik altına almak için Foçalılar
güney Fransa kıyılarında bugün bile gelişmekte olan bir çok şehirler
kurmuşlardır. Ancak, Korsika adasındaki Alalia M.Ö. 545 gibi erken bir
tarihte yok olmuştur. Diğer yanda, Velia M.Ö. 4. Yüzyıla kadar İtalya’daki
Grek şehirleri arasında önemli bir konuma sahipti.
Foça’nın grafik sanatlarının kesin bir tarifini vermek,
sistematik kazıların yapılamayışı ve daha önceki bir kaç bulgunun
belirsizliği nedenleriyle çok zordur. Fakat yine de M.Ö.6. yüzyıl Foça
parasının hayret verici çeşitliliği, bu şehrin sanatı hakkında bize bir
fikir vermekte, çünkü Caria da dahil olmak üzere güney İyonya ve kuzey
Aeolia’da basılan paralardaki yüz şekillerinin çeşitleri birbirlerinden
bir hayli farklıdırlar. Atina’nın Foça’dan kendi parasını basma hakkını
elinden alması ile beraber, yani aşağı yukarı M.Ö.460 dan beri hiç para
basılmadı. Yine de bu tarihten sonra bile bir çok basımlar olmuş, ki bu da
bize şehrin kısa bir müddet için de olsa diyelim ki M.Ö.430 ve 400 yılları
arasında para basma hakkına tekrar kavuştuğunu gösteriyor. M.Ö.460
yılından sonra şehir süratle önemini yitirmiş.
Foça’nın karakteristik para dizaynı clasonenian çömleklerinin
süslemeleriyle çok benzeşir. Foçalılar tarafından bulunan ve genelde
tercih edilen tipik bir kolonbaşı olan palmiye yaprağı şekli İzmir
körfezinin karşısında yerleşmiş olan Clasomenae şehri ve özellikle
Marsilya’nın kardeş şehri olan Foçalıların, Delphi’deki hazine evlerinin
yapımında kullanılmıştır. Daha yaygın olan aslan başları yerine fok
başlarının kullanıldığı tapınak çeşmelerinin bulunduğu, doğuda yerleşik
bulunan Hermos’daki Larisa şehrinde yapılan araştırmalar da önemlidir.
Etrüsk sanatı gibi Batı Grek’in iyi belgelenmiş İyonya akımı, özellikle bu
çevrede aydınlatılmıştır. Korsika’da yapılmış olan bulgular, J.Jehasse 6.
Yüzyılın ilk yarısındaki Foçalı topluma eriştiği vakit, daha çok bilgi
sağlayacaktır.
Bölgesel olmasına rağmen, Fransa’nın güneyinde ve aynı zamanda
İspanya’nın doğu sahillerinde yapılan Greco-celtic ve Greco-iberian
bulguları da bize bilgi vermektedir. Her şeyden önce Albufareda ve Serro
de los Santos’daki kireçten büstlerin kendilerine has iyonik karakteri,
Anadolu yakasında bulunanlarla ve kendi aralarında stilistik benzerlikler
çizmemizi sağlıyor. En önemli büst Delphi’deki altın plakalarla kaplı
heykelin bir parçasını oluşturan gerçek insan boyutlarındaki fildişi
kafadır.
M.Ö. 4. Yüzyılda şehir önemini yitirmeye başlamıştı. Ancak, batıdaki
koloniler zamanın büyük ve kudretli şehirleri olan Syracuse ve Trent’le
ilişkileri olmalarına rağmen bir sonraki tarih dönemine kadar var
olabilmişlerdir. Güney Fransa’daki şehirler Marsilya’dan ve doğu ile
bağlantıyı sağlayan deniz hattından kopmuş olmalarına rağmen, Anadolu
sanat ve kültürünün temsilcileri olarak uzun bir zaman var olmuşlardır.
Marsilya’ya artık Milan ve Po vadisi üzerinden kara yolu ile
ulaşılmaktaydı. (Müjdat MERSİN 1985)
 |
METROPOL VE SUNAK ALANLARI
Atatürk Mahallesi , Sevgi Caddesinde yapılan kanalizasyon çalışmaları
sırasında ortaya çıkmıştır. M.Ö 6. yy ‘ dan , M.S 3.yy’dek kullanım gören
alan çok sayıda mezar içermektedir.
Söz konusu mezarlarda çok sayıda eser ele geçmiştir. Arkaik döneme ait
mezarlarda yakarak gömme görünmektedir. Roma dönemine ait mezarlarda ise
hem doğrudan gömü , hem de yakarak gömme söz konusudur. Lahit mezarlar ise
dikdörtgen formlu ve yerel tüf taşından yapılmadır
Bu alanda ayrıca M.Ö 6. Yy başlarına ait iki adet yapı ortaya
çıkarılmıştır. Dikdörtgen planlı yapılar dinsel amaçlıdırlar. Sunak veya
ölü kültü ile ilgili merasim yada cenaze işlerinin yapıldığı binalardır.
At nalı planlı bu yapıların ön cepheleri boydan boya merdivenlidir. |