ERGENEKONCULAR'IN İSTANBUL ORGANİZE ŞUBE'YE BELGE KARARTMA
BASKINI PÜSKÜRTÜLDÜ!!!
KONTRGERİLLACILAR, Emniyet Organize Şube'de bulunan Ergenekon
ile ilgili çok gizli bilgileri telaşla kopyalamaya çalışırken,
Ergenekon soruşturmasını yürüten savcıların ve İstanbul 1. Ağır Ceza’nın
iptal kararıyla
zamanında müdahalesiyle
bu
saldırı püskürtüldü!
İstanbul Organize Şube'nin
Kontrgerillacılar tarafından nöbetçi mahkemenin izniyle basıldığı ortaya çıktı. Olay çok önemli!
ORGANİZE'YE BASKININ SIRLARI: İSTANBUL ORGANİZE ŞUBE'YE ANKARA BAŞSAVCILIĞI'NIN YAPTIRDIĞI BASKINDA "ÖZEL OLARAK ARANAN" ŞEYLER OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI. İŞTE "DERİN BASKININ" PERDE ARKASI
Kayıtlarda aranan devlet büyüğü kim?
Ergenekon soruşturmasını yürüten İstanbul Organize Şube’ye yapılan ‘Organize
Baskın’da ‘devlet büyükleri’nin kayıtları arandı. Dinlemeye takılıp takılmadığı
araştırılan ‘o büyükler’ merak ediliyor
ERGENEKON terör örgütü soruşturmasını yürüten İstanbul Emniyet Müdürlüğü
Organize Suçlar Şubesi’ne iki savcı ve üç kişilik akademisyen bilirkişi heyeti
tarafından yapılan ‘Organize Baskın’ kamuoyunda şok etkisi yarattı. Baskına
gerekçe olan yasadışı dinlendiği iddia edilen ‘devlet büyükleri’nin kimliği
tartışma konusu oldu. Baskın talimatını veren Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na
daha önce İşçi Partisi’nin aynı gerekçelerle suç duyurusunda bulunmuş olması da
dikkat çekti.
TOPTAN EL KOYMA ÇABASI YAPILAN ‘Organize Baskın’ mahkeme kararıyla durduruldu ancak İstanbul
Emniyeti’ne Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla yapılan baskının
perde arkası ve operasyondaki ‘hukuksuzluklar’ soru işareti oluşturdu. CMUK’un
250. maddesine göre, bir savcının soruşturmasına başka bir savcı müdahele
edemezdi. Ancak yapılan baskında, Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz’ün, mahkeme
izniyle yapılan operasyonlarına ilişkin çok gizli kayıt ve belgelerin
kopyalanmasına veya el konulmasına çalışıldı.
AKILLARA TAKILAN SORULAR ANKARA Cumhuriyet Başsavcılığı’nın baskına neden olarak ‘Paksüt’ün yasadışı
dinlenmesi’ iddiasını göstermesine rağmen, Organize Suçlar Şube Müdürlüğü’ndeki
tüm belgeler ‘konu ayrımı’ yapmaksızın kopyalanmaya çalışılması soru
işaretlerini artırdı. Paksüt’ün dinlendiği iddiası üzerine, Ankara Başsavcılığı
basında çıkan haberlerden dolayı re’sen soruşturma açarken, soruşturmada Basın
Savcılığı yerine Memur Suçları Soruşturma Bürosu’nun devreye girmesi de ilginç
bulundu.
EN DİKKAT ÇEKİCİ İSTEK ANKARA Memur Suçları Bürosu’nun 2008/89547 nolu soruşturma yazısında,
‘...İzinsiz ve yasadışı dinlemelerle ile devlet büyüklerinin ve devlet
büyükleriyle diğer yurttaşların yasadışı kaydedilen faliyetleri var ise, bunlara
el konulması...’ şeklindeki istek cümlesi de dikkat çekti. Paksüt için yapılan
suç duyurusu için yapıldığı söylenen ‘Organize Baskın’da ‘kaydı var mı’ diye
araştırılması istenen diğer devlet büyüklerinin kim ya da kimler olduğu merak
konusu oldu. Devlet büyükleri olarak Yüksek Yargı organlarında görevli kimseler
ilk akla gelenler oldu.
Taraflar suskunluğa büründü ERGENEKON soruşturmasına yapılan yasadışı müdahaleye ilişkin bir suç olmasına
rağmen hiçbir işlem yapılmadığı öğrenildi. Dün konunun mağduru tara olan Emniyet
Genel Müdürlüğü ve İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah hiçbir açıklamada
bulunmadı. Organize Baskın’ı isteyen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, baskın
talebini mahkemeye götüren İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, baskın kararını
veren Fatih 2.Sulh Ceza Mahkemesi ile baskın kararını durduran İstanbul 1.Ağır
Ceza Mahkemesi’nin sessiz kalması dikkat çekti. Dinlendiğini iddia eden Anayasa
Mahkemesi Başkanı Osman Paksüt’ün de konuya ilişkin konuşmadığı görüldü.
Ergenekon soruşturması sekteye uğratılabilirdi
Star’ın dün ‘ORGANİZE BASKIN’ sürmanşetiyle duyurduğu Ankara Cumhuriyet
Savcılığı talimatıyla İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlar Şube
Müdürlüğü’ne yapılan baskın ve arama, kamuoyunda şok etkisi yarattı. Anayasa
Mahkemesi Başkan Vekili Osman Paksüt’ün ‘yasadışı yöntemle’ dinlendiği
iddiasıyla, görevli mahkemelerden alınamayınca nöbetçi mahkemeden alınan bir
arama izniyle İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne iki savcı ve üç bilirkişiden oluşan
heyet baskın yaptı.
SAVCI ÖZ SON ANDA ENGELLEDİ OSMAN Paksüt’ün yasadışı dinlenmesi var ise bunlara el koyması istenen ekip,
Ergenekon soruşturmasının tüm gizli belgelerini kopyalamaya başladı.
Ergenekon’la ilgili yakında yapılması beklenen çok önemli operasyon bilgilerinin
yer aldığı belgeleri de kopyalamaya başlayan ve tüm belgelere el koymaya çalışan
heyetin girişimini Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz son anda engellemişti. Savcı
Öz’ün itirazıyla İstanbul 1.Ağır Ceza Mahkesi, Ergenekon soruşturmasının deşifre
olmasıyla sonuçlanabilecek bir baskının durdurulmasını sağladı. Ekibin
kopaladığı bilgi ve belgelere el konuldu.
Soruşturmayı engelleme baskını olabilir ERGENEKON soruşturmasını yürüten İstanbul Organize Şube’ye yapılan baskın
hukukçular tarafından ‘siyasi polemiklere müsait bir durum’ olarak
değerlendirildi. Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan
Tunç, ortada hukuki bir polemik yapılacak durumun olmadığını belirterek ‘Siyasi
değerlendirme yapılabilir ancak, o da ‘acaba Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı
mevcut soruşturmayı engellemek üzere birilerinden talimat mı aldı, delil
karartmak mı istiyor’ gibi polemikler ortaya çıkıyor’ dedi. ‘Olay biraz polemiğe
müsait olduğu için dikkat çekiyor, bir cinayet davası olsaydı hiç kimsenin
dikkatini çekmezdi’ yorumunda bulunan Tunç şöyle devam etti: ‘Hukuki yardım
istenilecek bir olay da değil bu. Yani, ‘dinlemeye ilişkin bilgi ve belgeleri
gönderin’ denilebilecek bir olay değil.’
BAŞKA ALANA GİRMİŞSE SUÇ EMEKLİ Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ahmet Gündel ise, Ankara Cumhuriyet
Başsavcılığı’nın yürümekte olan Ergenekon soruşturmasına zarar vermişse bundan
sorumlu tutulacağını söyledi. Gündel, ‘Görevi yaparken başka alanlara girmişse,
kendisi de suç işlemiş olur. Başsavcılık, ilgili yerlere baskın yapıp, suç
delillerini ele geçirmek isteyebilir. Bu olay, bir başka savcılığın yaptığı
soruşturmayı engellemeye yönelik değil. Bir suç işlendiğine dair bir ihbar var,
savcılık da bu iddianın doğru olup olmadığına dair bir araştırmaya girişmiş.’
LÜTFİ KAPLAN
Aytaç: Baskınla hukuk zorlandı İSTANBUL Emniyet Müdürlüğü’ne yapılan baskını değerlendiren polis Akademisi
öğretim üyesi Doç. Dr. Önder Aytaç ‘Hukuku çok zorlarsak bu şekliyle bir
baskının yapılabileceğini söyleyebiliriz’ dedi. Hukukun çok zorlanmaması gereken
bir olgu olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Aytaç, ‘Hukuk yaşayan herkesin mutluluğu
için var olan bir manzume biçimi ise bir mahkemenin verdiği karar başka bir
mahkemenin verdiği kararı hukuki gerekçelerle mahvetmemek lazım. Aksi halde
hukukun üstünlüğü yerini hukuku farklı farklı yorumlayan insanların üstünlüğüne
bırakır. İstanbul Organize Şubesi, bütün bilgi - belge ve iddianamenin
eklerinden yer alan dokümanların tamamını idari kolluk olarak hazırlanmıştır’
diye konuştu. NİHAT ULUDAĞ
Haber: Star, 20 Ağustos 2008, Çarşamba, 03:28,
http://www.stargazete.com/politika/kayitlarda-aranan-devlet-buyugu-kim-121932.htm
KAMUOYU BU SORULARIN CEVABINI MERAK EDİYOR.
ŞOK BASKIN için 7 soru Şamil Tayyar, STAR
20 Ağustos 2008, Çarşamba, 10:22:20
Ş.Tayyar, Ergenekon soruşturmasını yürüten İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şubesi’ne düzenlenen baskını ve beynini kemiren soruları yazdı.
Başsavcı konuşmalı Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Boyrazoğlu’nın Kartal Savcısı olduğu dönemde Sedat Peker Kartal Cezaevi’nde yatıyordu. 4 yıl önce bir iddia ortaya atıldı. Dendi ki, Peker’in Boyrazoğlu ile irtibatı var!
İddianın temeli ise Peker’in yakın adamı Varis Bayram Küçük’le Kuşadası’nda bir kahvaltıda bir araya gelmesiydi. İddiaya göre, buluşmayı sağlayan isim ise Yargıtay eski Genel Sekreter Yardımcısı Ercan Yalçınkaya idi!
Hürriyet’in 15 Ekim 2004 tarihli nüshasında yer alan habere göre, Boyrazoğlu, iddialar gündeme gelince kahvaltıyı doğruladı, Varis’i ise eskiden tanıdığını söyledi. Adalet Bakanı Cemil çiçek ise iddiaları araştırmak üzere iki müfettişin görevlendirildiğini açıkladı.
Aradan 4 yıl geçti. Mutlaka, müfettişler iddiaları inceleyip raporlarını sunmuştur. Boyrazoğlu görevinde kaldığına göre, müfettişlerin inceleme sonucunda dava konusu yapılabilecek ciddi bir veriye rastlamadığını ya da Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun bu konuda tasarrufa gidecek ciddi bir iddiayla karşılaşmadıklarını söyleyebiliriz.
Kişisel kanaatim de o yöndedir.
Ancak, adalet dağıtan makamlarda bulunanların attıkları her adıma, oturdukları her masaya dikkat etmeleri gerekir. İşadamı İdris Yamantürk’ün bir röportajdaki şu sözleri geldi aklıma: ‘Dişlerim kamaşmasın diye ekşi erik bile yemem.’
Evet, savcıların, hakimlerin yiyecekleri eriğe kadar özenli olması gerekir ki, saçma sapan iddialarla yıpratılmasına zemin oluşmasın.
Doblo İstanbul’a mı kaçtı? Diyeceksiniz, bu konuya nereden geldik.
Dün star’da Efe Erdem’in son dönemin en güzel haberlerinden biri yayınlandı. Haber şöyle: Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt’ü dinledikleri iddiasıyla Ergenekon soruşturmasını yürüten İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şubesi’ne baskın düzenledi.
Ankara Başsavcılığı, İstanbul Başsavcılığına 22 Temmuz günü gönderdiği bir yazıyla Paksüt’ün İstanbul Organize tarafından izinsiz dinlendiği yolunda ihbar aldığını belirterek, gerekirse emniyetteki tüm bilgisayar ve kayda el konulmasını istedi.
Bunun için mahkeme kararı gerekiyordu. Alınamadı. Derken 20 gün sonra Fatih Adliyesi’ndeki nöbetçi mahkemeden müteferrik kararıyla izin alındı. İkisi savcı, üçü öğretim görevlisi beş kişiden oluşan bilirkişi ekibi, emniyetteki tüm kayıtları inceledi ama izinsiz dinlemeye dair bir kayda rastlamadı.
Zihinleri kemiren soru şu: Paksüt’le ilgili dinleme
iddiası, Ankara’da ortaya çıktı. Ankara’daki emniyet birimleri veya Emniyet
Genel Müdürlüğü bünyesindeki ilgili birimlerle ilgili araştırmaya ihtiyaç
varken, neden İstanbul Organize seçildi.
Dün sordum. Hem Ankara Organize hem Terörle Mücadele Şubesi’ne. Paksüt’le ilgili dinleme iddiasına dair benzer bir baskın olmamış. Eğer suçlu emniyet içinde aranıyorsa, neden Ankara değil de İstanbul...
Yoksa İstanbul Organize’nin uydudan Paksüt’ü izlediklerini mi düşünüyorlar? Paksüt ve eşinin şüphelendiği Kavaklıdere’deki Doblo’ya ne oldu?
Bu sorulara makul cevaplar verilemezse, Sedat Peker’in de sanık olarak yer aldığı Ergenekon’un üzerine giden İstanbul Organize’ye yönelik baskında başka niyetler aranır.
Başsavcıya sorular Konuya açıklık getirmede bir numaralı sorumlu Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Boyrazoğlu’dur. Dün aradım, tatilde olduğunu söylediler.
Ayrıca, Boyrazoğlu’nun eli bu konuya değmişken, eğer bilgi sahibi ise şu sorulara da cevap verebilirse, kamuoyunu bilgilendirmiş olur.
1- Danıştay faili Alpaslan Aslan, yakalandıktan yaklaşık 40 gün sonra 26 Haziran 2006 günü Sincan F Tipi Cezaevi’nden gelerek ifadesini neden değiştirdi? O süre içinde Aslan’ı Sincan’da kimler ziyaret etti? Cezaevi dışına çıkarıldığı iddiası doğru mu?
2- Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılar Danıştay davasıyla ilgili bilgi ve belgeleri istediğinde, Alpaslan Aslan’ın babası İdris Aslan’ın Veli Küçük ve Muzaffer Tekin’e yer verdiği polisteki ifadesinin metni, İstanbul’a gönderilen dosyada var mıydı? Yoksa neden gönderilmedi?
3- 22 Temmuz seçimlerinden hemen önce 3 Temmuz’daki Girdap Operasyonuyla gözaltına alınan Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi Başkanı Taner ünal ve diğer yöneticilerle ilgili dava dosyası, neden 5 savcı değiştirdi?
4- CHP’li Onur öymen İstanbul’da görülen Ergenekon davasıyla ilgili bir TV kanalında yaptığı ‘önemli değil, Ankara’da hakimler var’ sözüyle neyi kastetti? Bir hukuk adamı olarak bu konuda ne düşünüyorsunuz?
5- İstanbul Organize’ye yapılan baskının ‘Ergenekon davasına karşı darbe’ olarak nitelendirilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
6- Ergenekon davasını Ankara’ya getirtme girişimleri oldu mu? Paksüt’ün İstanbul Organize tarafından dinlendiği yolundaki ihbar gibi bu konuda da savcılığa intikal etmiş bir ihbar var mı?
7- Savcı Zekeriya öz’ün görev yerinin değiştirilmesi konusunda Ankara’da yürütülen kumpasla ilgili savcılığa intikal etmiş bir iddia var mı?
Sayın başsavcım diyebilir ki, bu soruların muhatabı ben değilim, bilsem de konuşmam. Haklıdır. Ama İstanbul baskını karşısında ‘susma’ lüksü yoktur. Makul gerekçeleri, kamuoyuna sunmalıdır.
OKUR YORUMLARI: ciğerim yanıyorrr - yanık ciğerli: bu
ülkenin bu hainlerden çektikleri ciğerlerimi yakıyor...okyanuslar yüreğimdeki
yangını söndüremez.ya, bu ergenekoncular bu aralar birilerine şantaj yoluyla
birşeyler yapırmaya,gizli bilgileri elde etmeye çalışsalar ve bunu elde etseler
bütün bu olanlar boşa çıkmaz mı? Türkiyemin geleceği kararmaz mı? öyle birşey
olursa onların cezasını ben kendi elimle vereceğim,artık hangi birini
yaklayabildiysem... 20 Ağustos 2008 Çarşamba 16:51
ÇOMAK SOKMAK - fahrettin: bu güne kadar hangi davalara comak
sokmadılar ALLAH bilir ancak biz gördügümüze duyduguma ınanalım en iyisi ama bu
kadar aleni ve fütursuzca bunu yaptıklarına göre daha kim bilir nice davalarda
nice emeller nice amaçlar için ne comaklar soktular ALLAHA HAVALE EDİYORUZ
MECBUREN. 20 Ağustos 2008 Çarşamba 16:48
:):) - M.EMİN AVCIOĞLU: ((Biz, Osman Paksüt'le Ergenekon arasında bir
ilişki olmadığını biliyoruz)) ZUHAHA. 20 Ağustos 2008 Çarşamba 16:47
YA SAVCILAR? ONLAR DA İNSAN... - Turan VANLIOĞLU: bilirkişilerin
dışarı çıkarılması operasyonun gizliliğini korumuş mudur? tartışılır...hertarafa
uzanan her yere eli,kolu,bacağı uzanan bir TERÖR ÖRGÜTÜ var karşımızda;üst düzey
yöneticilerinden Paşalar,Şerefli ordumuzun adını lekeleyen hainler,görevdeyken
kalkıp elini kolunu sallayarak hergün ciğerlerimizi dağlayan hain terör örgütüne
silah satabiliyorsa bu ülkede herşey olabilir...o savcılar satın alınamazsa bile
bir açıkları bulunup herşey yaptırılabilir.herşey çok önceden planlanmış
olabilir. 20 Ağustos 2008 Çarşamba 16:46
ergenekon - karşıyakalı: derin ergenekon devrede.demekki yargıya bile
sızmışlar.bunun başka bir izahı olamaz.veya yargının yargıya yalakalığımı
demeliyiz.bunun başka bir adında işgüzarlık denebilir.bir yargı mensubunun
ülkeyi ilgilendiren bir konuda bu kadar işgüzarlık göstermesi affedilemez.bu
baskına sebep olanların hemen işten el çektirilmeleri gerekir.çünkü başka
davalarada çomak sokabilir. 20 Ağustos 2008 Çarşamba 16:40
sulandırma - mehmet yılmaz: ergenekon davası ciddi boyutlara ulaşmış ahtapotun koolları birbir yakalanmış ama asıl bazı mihraklar yakalanamamıştır. bunları korumak ve yakalananları aklamak için böyle tezgahlar kurulacaktır.
20 Ağustos 2008 Çarşamba 14:07
ANLAŞILMIŞTIR - ÖZLEM DİNÇER:
Bu baskından da anlaşılıyor ki, Anayasa Mahkemesi'deki bazı kişi ya da kişilerin, Ergenekon Terör Örgütü ile bağlantısı olduğu açık ve nettir. Allah(c.c.); dürüst siyasetçileri, liderleri, devlet adamlarını, savcılarını ve avukatlarını ve en önemlisi Türk milletini bunların şerrinden korusun.
20 Ağustos 2008 Çarşamba 13:56 KOKUŞMA - gazi derviş:
Kokuşma had safhada.devlet kurumları bazıları için arpalığa dönüşmüş.hızla temizlenmeli bu ergenekon artıkları.derin devlet tsk içerisinden söküp atılsın.antidemokratik bir gizli örgüt tür.
20 Ağustos 2008 Çarşamba 13:38 satilmamis erkek savcilar da var - vatandas:
helal sana türkiyenin gururu savcimiz bu vampirlerin ,kenelerin kanini kes sonuna kadar arkandayiz.
20 Ağustos 2008 Çarşamba 13:36 Yargidaki Ergenekoncular - Arif Erdemli: Yargidaki Ergenekoncular aciklanmadan Ergenekon sorusturmasinda fazla yol alinamaz.Gorunen o ki yargidaki Ergenekoncularin ayni zamanda mason olmasi sorusturmayi tikiyor.Askeriyedeki ve yargidaki masonlarin Ergenekon cetesini kurdugu bilindigi halde Masonluk konusu ikinci plana atilmis durumda.
20 Ağustos 2008 Çarşamba 13:10
hitabe - kerem:
Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi
emelleriyle tevhid edebilirler. Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve
şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç
olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur! 20 Ağustos 2008 Çarşamba
12:53 hitabe - kerem:
Ey Türk gençliği!Birinci vazifen,Türk istiklâlini,Türk Cumhuriyeti'ni,ilelebet
muhafaza ve müdafaa etmektir.Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli
budur.Bu temel,senin en kıymetli hazinendir.İstikbalde dahi,seni bu hazineden
mahrum etmek isteyecek dahilî ve harici bedhahların olacaktır.Bütün bu şerâitten
daha elîm ve daha vahim olmak üzere,memleketin dahilinde,iktidara sahip olanlar
gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. 20 Ağustos 2008
Çarşamba 12:52 açıklama - kerem:
Ergenekon operasyonları yapıldığında İstanbul Başsavcısı çıkıp açıklama yaptı,
operasyon yapıldığını bildirdi. şimdi Ankara Başsavcısı da çıksın bu operasyonu
açıklasın, sebeplerini söylesin. o zaman ben de ihbar yapayım, Ankara savcısı
usulsüz iş yapıyo diye, İstanbul savcısı gitsin bassın. nasıl bir hukuk
anlayışı. Türk Milleti adına karar ve yargı yetkisine sahip adliye teşkilatının
terazisini kimse yıpratmasın, öncelikle de Pak-süt ve yandaşları ...: Sn öz Türk
Milleti arkanda, sonuna kadar git. 20 Ağustos 2008 Çarşamba 12:38
Derin Yargı - kerem:
Ergenekon soruşturması kapsamında üzerinde kuvvetli şüphe bulunan ve giyabında
tutuklama kararı çıkan Turan ÇÖMEZ ile yakın ilişkisi olan Paksüt'ün de mi
ergenekon ile bağlantısı var. Devletin en önemli kurumlarından olan Emniyet
Müdürlüğü'nü basmak bu kadar kolay mı?? bence amaç ergenekon ile ilgili
delilleri karartmak ve tutukluların beraat etmesini sağlamak. işte bu derin
devlet. C.Savcısı ÖZ'e güvenim sonsuz. İnşallah Paksüt ile ilgili bir delile
ulaşır da Organize Paksüt'ü alır. 20 Ağustos 2008 Çarşamba 12:21
okuyun.. - sami:
bu konuyla ilgili olarak şamil tayyar'ın -başsavcıya yönelik 7 soru -adlı
makalesini lütfen herkes okusun.ankara cumhuriyet başsavcısının sedat peker ile
bağlantıları net bir şekilde ortaya çıkmış.. 20 Ağustos 2008 Çarşamba 11:50 ...:
Ergenekonun ucu nerelere ulaşıyor demek ki,topları tüfekleriyle saldırıya
geçtiler,her yolu deniyorlar sekteye uğratmak için soruşturmayı.Çetenin tüm
fertleri afişe olsun ve cezalarını çeksin.Davayı engellemek,delil karartmaya
yönelik teşebbüslerde bulunanlara ,pahalıya ödetmek gerekir yaptıklarını. 20
Ağustos 2008 Çarşamba 11:31 derin yargı - hasan:
birilerinin paçası iyice tutuştu anlaşılan..desenize savcı özün elinde derin
yargıya yönelik ciddi belge ve bilgiler var. 20 Ağustos 2008 Çarşamba 11:28 bravo ÖZ - F tipi:
Bu adam Devlet şeref madalyası vermek lazım.ALLAH yardımcısı olsun.Çok iyi
korunmalı. 20 Ağustos 2008 Çarşamba 11:24 Ankara C. Başsavcılığı açıklasın - sedat:
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı derhal açıklama yapmalıdır.Bu baskın,sayısız
şüphelere yol açmıştır.Ayrıca herkesin Zekeriya Öz'e sahip çıkması
gerekir.Zekeriya Öz,asla yalnız bırakılmamalıdır,Türkiye,ergenekon belasından
kurtulmalıdır. 20 Ağustos 2008 Çarşamba 11:22 Syn ÖZ e saygı - karagün:
Sayın ÖZ savcımıza saygı duyuyorum insallah engelleyemezler,bende dualarımla
desdekliyorum sonuna kadar gider insallah saygılar. 20 Ağustos 2008 Çarşamba
11:11 Neden İstanbul iyice anladınız mı? - Yılmaz TÜYSÜZ:
Arkadaşlar ergenekon soruşturması Ankara yerine neden İstanbula alındı ? İşte
sebep.Dürüstleri tenzih ederken Ankarada yargının siyasallaşma ve tarafsızlığını
yitirme endişesi var.Bu endişe yersiz mi idi.Demek ki değilmiş. 20 Ağustos 2008
Çarşamba 10:45 sona yaklaştıkça - ömer faruk:
ergenekon u kurtarma operasyonları sürecektir. 20 Ağustos 2008 Çarşamba 10:31 Bu Savcı Sorgulanmalı - elsal:
Bu baskına izin veren savcı bulunmalı ve sorgulanmalı. Böyle usulsüz bir işi
nasıl yapar? Nasıl olur da Ergenekon soruşturmasına konu olacak bilgiler
kopyalanıp götürülüyor. Kimin eli kimin cebinde belli değil?Bu işi yapanlar
sorgulanmalı. 20 Ağustos 2008 Çarşamba 10:23 Tuz Değil Tereyağı - dahileyk:
Bizim yöremizde bunun için tuz değil tereyağı koktu deyimi kullanılır.Bu
memleket,anlıyoruz ki evladının ayağındaki çorabı sökük şehitler sayesinde
ayakta kalmaktayız.Kaymak tabakaya kalsaydı vay halimize.Şehitlerimzin kanları
suyu hürmetine huzur içinde yatağımzıda yatıyoruz. 20 Ağustos 2008 Çarşamba
10:13 Pak süt? - Ahmet Yılmaz:
Demek ki adam pak değilmiş. 20 Ağustos 2008 Çarşamba 10:09
YUH YUH DUYANLARA - HALUK DEMİRTAŞ:
Yuh erim be eğer .. korkan var ise bıraksın bu memleketin yakasını gitsin
savunduğu .. memleketine ben okudum aydın adamım deyip de bizleri zor duruma
koyan okumuş cahiller yeter artık bıktık sizden ama siz cezanızı en ağır şekilde
çekiyorsunuz ve çekeceksiniz niyemi hergün kapı zili çaldığında etrafınızda bir
yabancı gördüğünüzde hep kalbiniz çarpacak çünkü suçlusunuz, görevinizi doğru
yapmıyorsunuz demektir. 20 Ağustos 2008 Çarşamba 09:56
Hukuk mu? Yoksa.... - Halit:
Amaçları çok açık bundan sonra yapılacak olan baskınları tespit edip ergenekon
terör örgütüne ileteceklerdi.Böylece operasyonun ilerlemesine engel
olacaklardı.Yazık çok yazık.Ama bu olay bile ergenekon terör örgütünün
kollarının nerelere kadar uzandığını göstermesi bakımından manidar. 20 Ağustos
2008 Çarşamba 09:47 tuz da kokmaya başlarsa - ahmet mazlum:
olayın ilerleyen boyutlarını düşünecek olursak neler olabilir. a şehrinin polisi
tutukluyor b şehrinin polisi bana göre bu vatan kahramanı diye göz yumuyuor. a
savcısı tutuklama emri çıkarıyor b şehrinin savcılığı mahkemesi hadi ordan o bir
vatan kahramanı tutuklamak şöyle dursun devlet madalyası verdiriyor. bir de
hakimler savcılar arasında bir yarış birbirlerini cezalandırmaya çalışıyorlar.
ammada olur ha. işte o zaman bizde ikiyüz küsür yıl geçiken rönesans
gerçekleşir. bir franszız ihtilali. 20 Ağustos 2008 Çarşamba 09:43
Ne Demektir Bu? - Mülayim:
Bu baskının sebebini öğrenmek hakkımızdır.Neler öğrenilmek istenmiştir? Mızrak
çuvala sığar mı?Bu işin mahiyetini merak ediyoruz.Kimler rahatsız olduğu için bu
operasyonu başlatmak istemişlerdir? Şüphe içinde kaldık doğrusu. 20 Ağustos 2008
Çarşamba 09:36 EĞER Kİ DOĞRU İSE - A:B:C:
Eğer ki doğru ise hani 24 diye bi dizi var! 24cülük oynamaya gerek yok! çok
fazla dizi seyretmeyelim sonra etkisinde kalıyoruz! 20 Ağustos 2008 Çarşamba
09:27
(Abdullah Harun, 20 Ağustos 2008)
ERGENEKONCULAR'IN İSTANBUL ORGANİZE ŞUBE'YE BELGE KARARTMA
BASKINI PÜSKÜRTÜLDÜ!!!
KONTRGERİLLACILAR, Emniyet Organize Şube'de bulunan Ergenekon
ile ilgili çok gizli bilgileri telaşla kopyalamaya çalışırken,
Ergenekon soruşturmasını yürüten savcıların ve İstanbul 1. Ağır Ceza’nın
iptal kararıyla
zamanında müdahalesiyle
bu
saldırı püskürtüldü!
İstanbul Organize Şube'nin
Kontrgerillacılar tarafından nöbetçi mahkemenin izniyle basıldığı ortaya çıktı. Olay çok önemli!
Ankara Başsavcılığı’nın Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Paksüt
’ü yetkisiz dinledikleri iddiasıyla Ergenekon soruşturmasını yürüten İstanbul Organize’ye nöbetçi mahkemenin izniyle baskın yaptırdığı ortaya çıktı.
ERGENEKON BELGELERİ KOPYALANDI
Terör örgütü Ergenekon soruşturmasını yürüten İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şubesi’ne 2 savcı ve ikisi profesör ünvanlı 3 bilirkişi tarafından
Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Ali Osman Paksüt
’ün izinsiz dinlenildiği iddiasıyla ‘baskın’ yapıldığı ortaya çıktı.
‘İstanbul Organize Şube’ye gelen 5 kişinin Ergenekon soruşturması kapsamında yapılan görüntü ve ses kayıtlarına ilişkin mahkeme kararlarını sorduğu öğrenildi. Her kasetin yasal izin belgesinin beyan edilmesi üzerine de heyetin bu kez de Ergenekon soruşturmasını içeren çok gizli belgelere el koymaya çalıştığı ifade edildi. Bunun üzerine özel yetkili Ergenekon savcılarının olaya müdahale ettiği kaydedildi.
GİZLİ BİLGİLER KOPYALANDI
Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (CMUK) 250’inci maddesine göre, süren bir soruşturmaya başka bir savcının müdahale edemeyeceğini belirten Ergenekon savcıları, İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurarak Emniyet’e yapılan ‘ Paksüt Operasyonu
’nun durdurulmasını sağladı. 2 savcı ve 3 bilirkişinin İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlar Şube Müdürlüğü’nde ‘Konu ayrımı yapmaksızın tüm bilgisayar bilgileri, görüntü ve belgelere yönelik kopyalama ve el koyma işlemi’ son anda önlenirken,
bu belgelerde bundan sonraki operasyonları deşifre edecek önemli bilgilerin yer aldığı öğrenildi.
Skandal olay şöyle gelişti Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na 22 Temmuz’da gönderilen ‘Gizli’ ibareli yazıda,
Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Ali Osman Paksüt
ve eşinin İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadale Şube Müdürülüğü’ne bağlı ekiplerce izinsiz dinlendiği ihbarı alındığı, bu ihbar doğrultusunda ‘Gerekirse emniyetteki tüm bilgisayar ve kayda’ el konulması talep edildi. Ancak ilgili mahkemelerden izin alınamadı. Bunun üzerine talepten 20 gün sonra,
Fatih Adliyesi’ndeki nöbetçi mahkemenin
‘Müteferrik kararıyla’ izin alındı. Arama izninin 11-15 Ağustos arasında verilmesi istenirken, mahkeme kararının 8 Ağustos’ta nöbetçi bir mahkemeden alınması dikkat çekti. Fatih Adliyesi Nöbetçi Mahkemesi’nden alınan kararda, Ankara Başsavcılığı’nın talebi doğrultusunda, ‘İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlar Şube Müdürlüğü’nde yapılacak aramalarda elde edilen ve suç unsuru olabilecek tüm eşya ve kayıtlara CMK’un 127’inci maddesine göre el konulması’ izni verildi.
DİNLEME ARACI BULUNAMADI
İznin alınmasından sonra, 11 Ağustos 2008’de, Fatih Cumhuriyet Savcıları Sadık Gülyaz ve Basri Taş ile birlikte bilirkişi Prof. Dr. Nizamettin Erduran, Prof. Dr. Aydın Akan ve Yrd. Doç. Dr. Mehtap Yalçınkaya ile birlikte bir fotoğrafçı ve bir katip
, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlar Şube Müdürlüğü’nün bulunduğu C Blok’un garajında inceleme yaptı. Burada bulunan ve yasadışı dinleme yapıldığı iddia edilen dört aracı inceledi. ‘Observation’ adı verilen ve uzaktan dinleme yapabilen Ford Tourneo Connect, Volkswagen Caddy, Hyundai Starex ve Hyundai H100 marka araçların görüntülerini alan ekip, bilirkişilerin ‘Bu araçlarla uzaktan görüntü alınması mümkün, ancak uzaktan ses kaydedilmesinine yarayan herhangi bir donanım bulunmamaktadır’ bilgisi vermesi üzerine araçların kayıt bölümündeki kasetleri incelemek istedi.
HARD DİSKLER TARANDI
Araçlarda kaydedilen görüntülerin tespiti için görüntü kayıt cihazlarının hard disklerindeki verilerin Teknik Büro Amirliği’nde bulunan ‘Ever Focus 3.5 Harici kızaklı hard disk kutusu ile kopyalanması’ gerektiğinin belirtilmesi üzerine, soruşturma ekibi garaj bölümünden Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne geçti. Burada hard disklerin içeriği incelenmeksizin kopyalanması işlemine başlandı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturduğu konu dışında, Ergenekon soruşturmasının da yer aldığı çok sayıda gizli soruşturmaya ilişkin dökümünların da kopyalanmaya başlandığı görüldü.
BAŞSAVCILIK’TAN İTİRAZ
Bunun üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı yetkilileri, ‘Bu hard disklerdeki görüntülerin, halen devam etmekte olan ve gizillik kararı alınmış bir çok soruşturmaya ilişkin olduğu ve bu şekilde veri kopyalanmasının çalışmaların deşifre olması sonucunu doğuracağı’nı belirterek, Fatih 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin verdiği izne İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde itiraz etti. Bu durum baskın yapan heyete bildirilerek kopyalama işleminin mahkemeden bir karar çıkana kadar durdurulması istendi. Bunun üzerine kopyalama işlemi durdu.
ÜST MAHKEME DURDURDU İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi , 11 Ağustos tarihli kararıyla Fatih 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin verdiği İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlar Şubesi’ne baskın yapılması ve gerekirse şüpheli dökümanlara el koyma kararını kaldırdı. Kaldırma kararının gerekçesinde şöyle denmesi dikkati çekti: ‘Mahkeme kararıyla alınmış teknik takip çalışmalarının deşifre olması ve bunun sonucunda da soruşturmanın sonuçsuz kalması kuvvetle muhtemel olduğundan, haklarında mahkeme kararı bulunan Teknik Takip çalışmalarının istisna tutulup, haklarında mahkeme kararı bulunmayan her türlü delil, bilgi ve belgele el konulmasına karar verilmiştir.’ Bu kararın ardından, Fatih Adliyesi’nden gelen soruşturma ekibi, gizlilik kararının ihlal edilmemesi için bilirkişilerin bu aşamadan sonra yapılacak işlemlerde hazır bulunmamasına karar verdi.
Bu durum üzerine Kontrgerillacıların bir
bölümü
çektirip gitti!
NE SES NE GÖRÜNTÜ VAR
Bilirkişilerin dışarı çıkarılmasının ardından, tüm belgelerin kopyalanması yerine Teknik Büro Amirliği eşliğinde, o ana kadar kopyalanan veriler
Paksüt soruşturmasıyla ilgili olup olmadıkları incelendi.
İncelemede, ‘Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talep ettiği soruşturmaya konu olan bir görüntü ve ses kaydı bulunmadığı’ belirlendi. Bunun üzerine kopyalanan tüm kayıtların İstanbul Emniyeti’ne bırakılmasına, sadece araçlarının fotoğrafçı tarafından çekilen görüntülerinin Ankara’ya gönderilmesine karar verildi.
Haber: S. Efe Erdem/Star,
http://www.aktifhaber.com/news_detail.php?id=180140
OKUR YORUMLARI
belge karartma operasyonu - realpower:
nasıl böyle bir arama yapılabiliyor.bazıları kimsenin bazı hukuk kurallarını bilmez zannedip kendi aleyhinde olan belgeleri karartmaya çalışıyor.bide ülke için fedakarca çalışan kişileri aramaya çalışıyor.bu belgeleri kopyalamaya çalışıp daha haklarında hangi belgeler varmış onları görmeye çalışıyorlar.bunların süresi bitti.bu ülkede bunlar artık köşeye sıkışmaya başladı
19 Ağustos 2008 Salı 09:32 Yargı içindeki masonlar - Hakperest:
Arkadaşlar gördüğünüz üzere adamlar her yere sızmış durumdalar. Nöbetçi mahkemeden o karara imza atan kişi tesbit edilmeli, o da ve bu operasyonu yapmaya kalkışan kişiler de yargılanmalıdır. Disklerde Osman Paksüt adına herhangi bir bilgiye rast gelinmemiş olması da, örgüt içindeki kişilerin Osman Paksüt bahanesiyle bu bilgileri ele geçirmek amacında olduklarına delildir. Uyanık olalım lütfen...
19 Ağustos 2008 Salı 09:40 ankara'da ergenekonun babaları var - reşid
paksüt: derhal anayasa mehkemesi üyeliğinden azledilmeli. hemde hemen. birde ergenekon soruşturmasını engellemeye yönelik ankara'dan başlatılan bu uygulamaya kimler kalkışmışsa derhal görevi kötüye kullanma suçundan yargılanmalı. böyle bir rezalet dünyanın tek bir ülkesinde görülür. o da malesef güzel yurdum türkiye'de...
19 Ağustos 2008 Salı 09:46 iki ayrı devlet - arif13:
Bu ülkede iki ayrı devlet var. Bu apaçık ortada.
19 Ağustos 2008 Salı 09:46 VATAN HAİNLERİ BİLİNİYOR - ŞAHİN:
BAZILARI MALESEF ERGENEKONDAN DAHA KARANLIKLARDA VE DERİNLERDE VATANA İHANET ETTİKLERİNDEN NE KADAR İLLEGAL YIKICI FAALİYETLERİMİZ DEŞİFRE ACABA DİYE MERAKTALAR, VUCUDUMUZUN NE KADARI ÇIPLAK ACABA DEMEYE BAŞLADILAR MERAK ETMEYİN HAİNLER HER YERİNİZ ÇIPLAK VÜCUDUNUZDA NE KADAR ARMA DÖVME VARSA HEPSİ DEŞİFRE BU ERGENEKON MESELESİ DEĞİL BU ÇOK DAHA KARANLIK DAHA DERİNLERDE BİR BİR MESELE DİYE DÜŞÜNÜYORUM.VATAN HAİNLERİNE ÖLÜM
19 Ağustos 2008 Salı 09:52
.. Arnavut: eveeeeet son cirpinislari, paksutun hanımini niye dinlesinler polisler, bana cok sacma geliyor,dinlenme olsaydi paksutun kendisini dinleyebilirledi, demek ki bu hanimda muhakkak bir seyler var, ama az kaldi ogrenecegiz her seyi, butun pislikleri ortaya cikiyor,mahkemeleri dernek gibi kullanmislar,zekeriya OZ beyi sonuna kadar destekliyoruz, cikarsin butun pislikleri ortaya, ezsin terroristleri teker teker,kene gibi yapismislar halkin damarlarina
19 Ağustos 2008 Salı 09:53 türkiye nin bagırsaklarını temizleme operasyonu - sedat yüce:
kimin ne oldugunu çok iyi biliyoruz.paksüt mü karasüt mü ?çömezin kankileri byekılın yalakaları hepinizin miladı dolmuştur...bagırsaklardan dışarı atılacaksınız
19 Ağustos 2008 Salı 09:54 ilginç - erdal:
sadece "osman paksüt" ile ilgili belegelerin veya delillerin araştırılması gerekirken neden polisin bütün belge ve verileri alınmaya çalışılıyor. birileri polisin bundan sonra yapacağı operasyonlara karşı hazırlık yapmaya veya önlem almaya mı çalışıyor?
19 Ağustos 2008 Salı 10:05 savcıya destek - sedat dalkılıç:
Ergenekon savcısına tam destek.lütfen bitirene kadar uğraşın, yarı canlı kalmasınlar daha beter olurlar...
19 Ağustos 2008 Salı 10:09 VATAN HAİNLERİNE ÖLÜM - TERTİP
BENİN: DIŞARDAN HİSSEDEBİLDİĞİM O POLİSLERE ŞİMDİ KAHRAMAN DAN DAHA GÜZEL İFADE EDİLEBİLECEK BİR KELİME BULAMADIM ONLAR KAHRAMANDA DA KAHRAMAN POLİSİMİZİ YILDIRMAYA MI ÇALIŞIYORSUNUZ.DURDURMAYAMI ÇALIŞIYORSUNUZ ONLAR KANUNLARIN KENDİLERİNE VERDİKLERİ YETKİLERE DAYANARAK BİR HAİNİ ÖLDÜRMEK GEREKTİĞİNDE CANLARIDA KURŞUN OLSA MERMİLERİDE BİTSE ŞARJÖRLERİNE CANLARINI TAKARLAR NAMLUYA SÜRERLER UNUTMAYIN TÜRK MİLLETİNİN UYUTULAN KAHRAMANLIK HASLETLERİ BÜTÜN İHTİŞAMIYLA ŞİMDİ AYAKTA BUNU ARTIK DİKKATE ALIN
19 Ağustos 2008 Salı 10:18 ANKARANIN KARA ADAMLARI - TAYFUR OKAN: Ergenekon davasını Ankaraya aldırıp, örtbas etmek için yapmadıkları bushluk kalmadı bu çetecilerin! Çetenin yargı ayağı çökertilmeden bu davanın çeyreği bile hakkı ile görülemez. Önce Yargıdaki örümcek ağlarıtemizlenmelidir! Ayrıca davaya bakan Zekariya bey ve iki arkadaşı çok yalnız kaldı. Bu kadar büyük boyutlu bir davada bu ekip güçlendirilerek, güvenilir insanlardan oluşan bir savcılar heyeti oluşturulmalıdır. ÜLKEMİN KURTULUŞU BU DAVADADIR! ÇOK ÖNEMLİ! İHMALE KESİNLİKLE GELMEZ!
19 Ağustos 2008 Salı 10:20 TEMİZLİK, MAHKEMEDEN BAŞLAMALI - ÖZLEM DİNÇER:
Ergenekon Terör Örgütü'nün, her birimde adamları var. Ama ilk önce, mahkemelerde olan adamları tespit edilmelidir. Aksi halde bu dava da, tozlu raflara kaldırılıp, Türkiye'nin bir kara sayfası olarak bulanık bir halde halkın aklında kalacaktır. Bunlar ki, 'vatan, millet, sakarya' edebiyatıyla ülkemizi hainler arasında paylaştırıyorlar; bizi bize düşman ediyorlar. Acı olan tarafı da, PKK gibi alenen düşmanlıklarını açıklamak yerine, sinsice yapmalarıdır. Gerçi, PKK da onlarla bağlantılı ya.
19 Ağustos 2008 Salı 10:30 AKTİF HABER: Haber kaygınız yüzünden emniyetin özel bilgilerini açıklama hevesiniz daha ne kadar sürecek. Star gazetesine gerekli soruşturma açılmadı mı sanıyorsunuz? Neden özel bilgileri değiştir miyorsunuz ?
19 Ağustos 2008 Salı 10:34 pak değil miş - demek ki: demkki pak pak değilmiş. bence bu bahane sonrasında ne var onu görmek istiyorlar. endişeliler sıra kimde acaba. öcüüüüüüüüüü :))))))))
19 Ağustos 2008 Salı 10:41 VATAN HAİNLERİNİN DİKKATİNE - ÇEKİRDEK:
HAİNLER ÇOK YAKINDA KAZIĞA OTURTULACAKLARMIŞ ÖYLE DUYUM ALDIM. BUNDAN SONRAKİ HAİNLER İÇİNDE DAHA MODERN BİR YÖNTEM ARAŞTIRILIYORMUŞ. GELİN BU HAİNLİKTEN VAZ GEÇİN HİÇ BİR ŞEY GİZLİ KALMAYACAK HAİNLER BU ÜLKENİN KAHRAMANLARINA ÇOK DENEYİMLER ÖĞRETTİLER BU DENEYİM TÜRK MİLLETİNİ KIYAMETE KADAR GÖTÜRÜR İNŞALLAH. HAİNLER KENDİNİZİ DÜŞÜNMEYE BAŞLAYIN BENCE YANİ SONUNUZU
19 Ağustos 2008 Salı 10:46
.. Farketmez:
Bunlar ..... Memleketi karıştırmak için ellerinden geleni yaparlar. Kel kafalı, iki yüzlü milletvekilini izliyolardı aslında. Bunlar da hemen atladılar bizi izliyorlar diye. Teröristle arkadaşlık yapan yargıç olur mu?
19 Ağustos 2008 Salı 11:22 ADALET COK ÖNEMLIDIR - CELIK KIZ:
ÖNCE ADALET KURUMLARI TEMIZ OLMALI BENIM BILDIGIM!
19 Ağustos 2008 Salı 11:23 oldu olacak - vatandaş:
bence eksik yapılmış. Bu operasyonu durdurmanın en kısa yolu Zekeriya savcının evinde iş yerinde arama yapmak.. yazık ya..
19 Ağustos 2008 Salı 11:28 Kuyruğu sıkışanlar - Vatandaş Rıza:
Birilerinin kuyruğu fena sıkıştı,baskındaki esasa amaç Ergenekon belgelerini karartmak ve yok etmektir.Osman Paksüt konuştuklarının dinlenmesinden fena halde ürkmüşe benziyor.Düşüne biliyor musunuz? "Ya şu üye tamam onu ayarladık, bu üye cepte keklik, falan üye bizden,medyada şu yayınları yapın bizim elimiz güçlensin, daha kolay kapatalım" gibi muhabbetler yapmışsa ki! "ben yaptığına inanıyorum" o
zaman Yüksek Mahkemede de biter.
19 Ağustos 2008 Salı 11:36 işte ispatı - rıza:
anlaşılan bay paksüt sıkışmış.derin gladyonun derin yargı ağında yer alıyor bu tipler.bu iş resmen paçayı kurtarma işi bunun takipçisi olan polise şimdi de baskın yaptırıyor.gladyonun bir ayağının da derin yargı olduğu şimdi daha iyi anlaşılmış oluyor.
19 Ağustos 2008 Salı 12:01 YA HERRO YA MERRO - SOYKAN:
Ey bu ülkenin insanları. Önümüzde iki seçenek var..1)Ya gerçek bir demokrasi. Tüm halkların kanun önünde eşit olması. Sosyal ve ekonomi eşitliği gibi. Dünya ile yarışır olmak gibi..2) YA DA eski tas eski hamama devam..Susurluklu, Şemdinlili, Veli Küçük, Doğu Perincek, YANİ ERGENEKON yapılanması ile bir Ülke. Çünkü son 50 yıl içinde olup bitenler hepsi ortaya çıktı. Bunlar fısıltı gazetesi ile değil. Cumhuriyet Savcılarının onayı ve imzası ile tesbit edilmiş resmi belgelerle ortaya konmuştur..
19 Ağustos 2008 Salı 12:02
... granit:
devletin görevlisi yine devletin görevlisinden ne ister. demekki hala birileri bi şeler saklıyo.
19 Ağustos 2008 Salı 12:54 Osman paksüt 1 numara olmasın...:
Osman paksüt 1 numara olabilir.Çünkü emin çölaşan turhan çömezle görüşme baykalla yapılan görüşme sezerle yapılan görüşme belki sezerdir 1 numara OSMANIM PANİKLEDİ GALİBA PİSLİKLERİM ORTAYA ÇIKACAK KAPATMA DAVASIYLA İLGİLİ KIYAMET SENERYASU TUTMADI.AMA ONUN KIYAMETİ KOPACAK.
19 Ağustos 2008 Salı 13:01
(Abdullah Harun, 19 Ağustos 2008)
3 saldırıda Ergenekon izi Savcılar, Güngören'deki bombalama, Üsküdar'daki havanlı saldırı ve konsoloslukta 3 polisin şehit edilmesi olaylarının Ergenekon'la bağlantısını araştırıyor.
Ergenekon soruşturmasını yürüten Savcı Zekeriya Öz ve arkadaşları,
ABD'nin İstanbul Başkonsolosluğu önünde yaşanan ve 3 polis memurunun
şehit olduğu silahlı saldırının da ''Ergenekon terör örgütü'' ile
bir ilişkisinin bulunup bulunmadığı yönünde araştırma yaptığı
bildirildi. Yetkililer, yapılan ilk incelemenin ardından Üsküdar
Belediyesi'nin ek binasına yapılan el yapımı havan mermisiyle
yapılan saldırının asıl hedefinin binanın yaklaşık 300 metre
uzağındaki 1. Ordu Komutanlığı'nın bulunduğu Selimiye Kışlası'nın
olduğunun açıklamıştı. Söz konusu saldırıda 3 belediye işçisi hafif
şekilde yaralanmıştı. Ergenekon soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcılarının, 30 günlük bir süreç içinde yaşanan üç saldırıyı mercek altına aldığı kaydedildi. Savcıların, Güngören'de arka arakaya yaşanan iki bombalı saldırıda biri doğmamış bebek olmak üzere 18 kişinin katledildiği olayların yanısıra Üsküdar Belediyesi'nin yakınındaki havanlı saldırıyı araştırdığı belirtildi. ABD'nin İstanbul Başkonsolosluğu önünde yaşanan ve 3 polis memurunun şehit olduğu silahlı saldırının da "Ergenekon terör örgütü" ile bir ilişkisinin bulunup bulunmadığı yönünde, savcılığın araştırma yaptığı bildirildi. Soruşturmayı yürüten savcıların, bu üç saldırıyı "Ergenekon terör örgütünce gerçekleştirildiği yönündeki iddialar" üzerine harekete geçtiği belirtiliyor.
(Abdullah Harun, 15 Ağustos 2008)
ARKADAŞLAR, ERGENEKON
DAVASININ PEŞİNİ BIRAKMAMA KARARINDAYIZ! Bunun ilk adımı olarak 300 imzanın devamını getirmeye karar verdik.Bildiriyi kamuoyuna açıyor ve imza kampanyası başlatıyoruz. Bu amaçla bir google grup oluşturduk. İmzaların oraya yönlendirilmesi gerekiyor,
Ergenekonkaratilmasin@gmail.com
. İlişkili olduğunuz yada etkili olabileceğiniz internet siteleri ve mail gruplarında bu bilgiyi yaymakta yardımcı olmanızda yarar var.
Bildirinin tam metni için tıklayın. Selamlar. Aydın Engin (Barış Girişimi sözcülerinden)
(Abdullah Harun, 15 Ağustos 2008)
Ergenekon'dan sonra polise karşı saldırılar arttı. Terör örgütü PKK, Ergenekon soruşturmasının ardından öncelikli hedefinin polis olduğunu duyurdu. Türk polisinin Ergenekon terör örgütünün ortaya çıkmasını sağlayan önemli çalışmaları, PKK'da ilginç bir karara neden oldu. Ergenekon'la bağlantılı olduğu ileri sürülen PKK, yeni süreçte eylemlerini polise yönelik yoğunlaştıracağını duyurdu. Örgütün Avrupa'da yayıp yapan kanalı ANF'nin haberine göre, PKK, polisi hedef alan eylemlerini artırarak sürdürecek. Bu yönde verilen örnekte Yüksekova'da 26 Temmuz günü gerçekleştirilen saldırıda 2 polisin hayatını kaybettiği ileri sürüldü. Ancak söz konusu saldırıda ölen ya da yaralanan olmamıştı.
(http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=721035)
Yurtiçi ve sınır ötesi
operasyonlarla büyük kayıp veren terör örgütü PKK, yeni
hedef olarak emniyet müdürlüğü binaları ile karakolları
seçti.
Terör örgütü yandaşı siteler ise örgütün sözde silahlı
kanadı olarak bilinen HPG'nin polisleri hedef seçtiğini
açıkça yazıyor. Artmaya başlayan terörist saldırılara karşı
polisler uyarıldı. Özellikle emniyet müdürlüklerindeki
güvenlik önlemlerinin artırılması istenirken; nöbetçi
polislerin çelik yelek giymeleri istendi. Bu arada,
Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde, terör örgütü PKK üyeleri,
kamyonu ateşe vererek sürücüsünü kaçırdı. Edinilen bilgiye
göre, önceki gün akşam saatlerinde, Dağlıca köyü
yakınlarında bir kamyon, terör örgütü PKK üyesi bir grup
tarafından durduruldu. Sürücüyü indirdikten sonra kamyonu
ateşe veren teröristler, şoförü de yanlarına alarak kaçtı.
Bölgede güvenlik güçlerince başlatılan operasyonun
sürdürüldüğü bildirildi. (http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=724673)
C-4'le özel hareket şubesine girmek
isterken öldürüldü.
Hatay Emniyet Müdürlüğü'nün Aksaray
Mahallesi'ndeki Özel Hareket Şube Müdürlüğü binasına plastik
patlayıcı yerleştirmek isteyen terörist ölü ele geçirildi.
Olay saat 02.30 sıralarında Aksaray Mahallesi 500 Konutlar
yanı 109 sokak üzerinde bulunan, Özel Hareket Şube
Müdürlüğü'nün 118. Sokağa açılan arka kapısından meydana
geldi. Erkek bir şahıs, elinde şüpheli bir spor çantasını
çevre duvarının yanına koyarken görevliler tarafından fark
edildi. Güvenlik görevlilerinin dur ikazına karşı şahıs,
tabanca ile ateş etmeye başladı. Güvenlik görevlileri ile
terörist arasında çıkan kısa süreli çatışmada 25-30
yaşlarındaki şahıs ölü ele geçirildi. Ölü olarak ele
geçirilen şahsın bıraktığı çantada yapılan incelemede, çay
semaveri içerisine sıkıştırılarak uzaktan kumandalı düzenek
haline getirilmiş yaklaşık 12 kilo plastik patlayıcı
bulundu. Şahıs üzerinde yapılan incelemede ise Diyarbakır
nüfusuna kayıtlı A.G. adına düzenlenmiş ve sahte olduğu
tahmin edilen nüfus cüzdanı ile bir tabanca ele geçirildi.
Patlayıcının 3 katlı Özel Hareket Şube Müdürlüğü'nü havaya
uçuracak kadar güçlü olduğu bildirildi. Teröristtin Suriye
sınırından geçerek Hatay'a gelip eylemini gerçekleştirmek
istediği öğrenildi. Nöbetçi Cumhuriyet Savcılığı,
soruşturmanın tarafsız yapılması için konuyu jandarmaya
verdi. (http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=724708)
Ergenekoncular, ilk intikam-gözdağı
saldırısını, 9 Temmuz 2008'de İstinye'deki ABD
Konsolosluğu'nu koruyan Türk polislerine düzenledi:
"Üzerimize gelmeyin ülkeyi savaş alanına çeviririz" 9 Temmuz'da ABD konsolosluğuna yapılan saldırı
Ergenekoncuların intikam operasyonuydu. Dinci terör örgütü
yapmışmış. Yemezler beyler... Kaç gündür ergenekon
soruşturmasında ele geçen belgelerde ortaya çıktı, dinci
İbda-c, solcu DHKP-C ve pkk gibi örgütlerle ergenekon
organizatörlerinin bağlantıları var. Amaçları için
birbirlerine yardım ediyorlar. Kurtlar vadisini seyredenler
bilir. Hayret verici şekilde tıpkı ordaki olayların
benzerini yaşıyoruz. Örgüt lideri İskender, İbda-c'yi de
terörist eylemler için kullanıyordu. Kendisi ele geçirilince
(tıpkı bugünkü ergenekon operasyonunun gittikçe yukarılara,
asıl beyne doğru tırmanması gibi) adamları intikam ve
gözdağı eylemlerine girişmeye başlamışlardı. Ergenekoncular
da şunu diyor: "Üzerimize daha fazla gelmeyin yoksa tüm
ülkeyi savaş alanına çeviririz. Bunun için yeterince
hücrelerimiz, beyni robotlaştırılmış adamlarımız, işbirliği
yapacağımız terör örgütleri, cephanemiz ve cesaretimiz var."
Ergenekon bir organizatör örgüttür, yani eylemleri doğrudan
yapan değil onları yapacakları yönlendiren bir beyin örgüt.
Bu yorumun tamamı...
Kontrgerillacılar, ergenekoncular ve tabi taşeronları, polisi
sevmiyorlar, çünkü darbelere karşı en büyük güvence onlar,
özellikle emniyet istihbaratından çok tedirginler. Danıştay
baskınını da hatırlayın. Saldırganı cesaretli bir polis son
anda yakalamamış mıydı? Eğer yakalanmasaydı bu Danıştay
saldırısı ne yöne doğru gelişirdi acaba. Cevabı çok basit.
Darbe ortamı için müthiş bir provokasyon başarıyla
gerçekleştirilmiş, bir safha başarıyla geçilmiş olurdu. Ama
cesaretli bir polis memuru, tıpkı dünkü saldırıdaki polis
memurları gibi hayatını ortaya koymaktan çekinmeyerek onu
yakalayınca umulmadık gelişmeler olmaya başladı, olayın
arkası çorap söküğü gibi aydınlanmaya başladı. Adam
cumhuriyet gibi özel(!) konuma sahip bir gazeteye peşpeşe
bombalı saldırılara katılıyor, sonra danıştaya saldırıyor.
Biz de yedik tabi, dinci saldırıymış... Geçin beyler geçin.
Bayatladı bu taktikler. Hiç doğaçlama yapamıyorsunuz. Eski
yıllarda kurulmuş bir örgüt hala eski taktikleri kullanıyor,
hedef şaşırtmayla başka örgütleri taşeron kullanmayla artık
inandırıcı olunmuyor. Elleriniz kırılsın, kırılıyor ve
kırılacak inşallah!. (Abdullah Harun, 11 Ağustos 2008)
METNİ BENİMSİYORSANIZ
ve ADINIZIN DA YAYINLANMASINI ARZU EDERSENİZ LÜTFEN BİLDİRİN -
Mail: ergincinmen@mynet.com ERGENEKON DAVASI KARARTILMASIN, DERİNLEŞTİRİLSİN! Yıllardır gözlerimizin önünde cereyan eden faili meçhul cinayetlerin, siyasi suikastlerin, devletin içine yuvalanmış çetelerin, halkı birbirine düşürmeyi amaçlayan hain provokasyonların, açık ya da örtülü darbelerin ülkemiz üzerine yaydığı karanlığın bir ucundan da olsa delinmesi olanağı Ergenekon Davası ile Türkiye demokrasi güçlerinin önüne çıkmış bulunuyor.
Eleştirilebilecek yanlarına, eksikliklerine ve bazı tartışmalı kurgulamalarına rağmen Ergenekon İddianamesi özünde çok önemli suç iddiaları ve belgeleri içermektedir. Bu suçlar bütün derin bağlantılarıyla ortaya çıkarılabildiği takdirde, temiz toplum olma yolunda Susurluk’ta, Şemdinli’de elimizden kaçırdığımız fırsatı yakalama olanağı doğabilir. Yıllardır apaçık bildiğimiz olayların ve bu olayların ardındaki mihrakların aydınlatılarak adalet önünde hesap vermelerinden kazançlı çıkacak olan ne günün siyasi iktidarı, ne de şu veya bu siyasal çevredir. Kazanan biz yurttaşlar, demokrasimiz ve geleceğimiz olacaktır.
Ergenekon İddianamesi ahtapotun kollarından birini yakalamıştır. Ancak, diğer kollara ve gövdeye ulaşmakta kendini sınırlamış kaygısı uyandırmaktadır. Bu kaygı giderilmelidir. Örneğin askeri yargı, savcılığın gönderdiği belge ve bilgileri dikkate alarak yargılama sürecini işlettiği ve gereğini yerine getirdiği takdirde, Türkiye’yi kuşatan ve giderek derinleşen karanlığın aydınlanmasında önemli bir adım daha atılmış olacaktır. Ergenekon davasının, her türlü uzlaşmanın ötesinde toplumsal ve siyasal ufkumuzun aydınlanması davası haline gelebilmesi için siyasi irade şimdi her zamankinden daha gereklidir. Asker-sivil bütün kurum ve kuruluşlar da davanın karartılmaması ve mutlaka derinleştirilmesi için aynı kararlılığı göstermelidir.
Bu davanın hayati önemine inanan bizler, hukuki / adli sürecin kamu vicdanını her yönden rahatlatacak şekilde, yargı bağımsızlığı çerçevesinde, adil ve titiz yargılama ilkelerine sonuna kadar uyularak sürdürülmesini diliyoruz.
Türkiye demokrasi güçlerinin, karşılarında bir siyasal kanadın değil devlet içine yuvalanmış çetelerin ve darbeci zihniyetin bulunduğunun bilinciyle Ergenekon davasının derinleşmesi ve öze varması için ortak mücadele vermeleri gereğine inanıyoruz. Demokratik, özgür, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına dayalı bir ülkede yaşamak isteyen tüm yurttaşları, aklının ve vicdanının sesini dinleyerek davanın takipçisi olmaya çağırıyoruz. (Abdullah Harun, 11 Ağustos 2008)
VE ÇAĞRILARA SES GELMEYE BAŞLADI! 300 AYDINDAN BİLDİRİ:
ERGENEKON KARARTILMASIN, DERİNLEŞTİRİLSİN!
68’i profesör 100 akademisyen, 14 baro başkanı, hukukçular, sivil
toplum kuruluşu yöneticileri, insan hakları kuruluşlarının
eski ve yeni başkanları, sanatçı, yazar, medya mensubu 300
aydının imzasıyla yayınlanan bildiride Ergenekon Davası’nın
karartılmaması, aksine derinleştirilmesi istendi.
Soruşturmanın bütün boyutları ve uzantılarıyla ele alınması
gereğine işaret edilen metinde, davanın arkasına güçlü bir
siyasi irade konmasının önemine işaret edilirken, silahlı
kuvvetler başta olmak üzere bütün devlet kurumlarının
ellerindeki bilgi ve belgeleri konunun aydınlığa
kavuşturulması yönünde değerlendirecekleri umudu dile
getirildi. Davayı, demokrasi güçlerinin önünde bir fırsat
olarak değerlendiren imzacılar konunun takipçisi
olacaklarını da bildirdiler. “Ergenekon karartılmasın,
derinleştirilsin” talebini içeren metne, ilk 300 imzanın
ardından çok sayıda imza gelmekte olduğu, imza kampanyasının
süreceği de verilen bilgiler arasında.
Bildirinin tam metni ve imzacıların listesi için tıklayınız.
(Abdullah Harun, 13 Ağustos 2008)
ERGENEKON
KONUSUNDA SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?
Son günlerin ve aslında uzun yıllardır ülkemizin en çok
tartışılan konularından biri olan Ergenekon, Kontrgerilla ve
benzeri konular hakkında sivil toplum adına sizlerin
görüşlerinizi almak isteriz.
Niyetimiz, Türkiye’mizin tartışılan bu güncel ve önemli
konusunda, 2001’den beri sadece bu konularla ilgili yayın yapan,
Türkiye’de ilk ve tek olan sitemizde sizlerin görüşlerinizi
sivil toplum adına yansıtma düşüncemizdir.
Aşağıda hazırlamış olduğumuz konuyla ilgili 10 adet sorumuza
cevap vermenizi bu açıdan rica ediyoruz. Cevaplarınızı
mail ile de bildirebilirsiniz. Eğer bu sorularımızı mail ile cevaplarsanız
görüşlerinizin internet sitemizde isim belirtilmeden veya
belirtilerek yayınlanmasını onaylar mısınız yoksa istemez
misiniz? Eğer uygun görmezseniz hiç yayınlamayız veya siz de
uygun görürseniz isimsiz yayınlarız. Bu konuda bize güvenmenizi
rica ediyoruz. Hakaret içermeyen ve konuyla ilgili
görüşlerinizi, eğer yayınlanmasını isterseniz, web sitemizde
yayınlayacağız.
1. Ergenekon sizce nedir. Bize tarih, bu güne kadar gelişen
süreç ve bundan sonrası ile 3 boyutlu bir zaman diyagramı içinde
tanımlar mısınız?
2. Sorunun çözümü için sizin öneriniz nedir?
3. Bu konuyu ulusal bir sorun olarak mı, yoksa uluslararası bir
sorunun parçası olarak mı görüyorsunuz?
4. Olaya adı karışan isimler arasında Sağ, Sol, Laik, İslamcı,
Alevi, Sünni, Kürt, Türk… kısaca herkes var. Bu kadar farklı
kimlik ve kişiliklerin bir arada bulunmalarını nasıl
değerlendiriyorsunuz?
5. Ergenekon’un finans kaynakları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Petrol kaçakçılığı, uyuşturucu kaçakçılığı, silah kaçakçılığı,
gasp, hazine arazilerinin yağması ve örgütün diğer finans
kaynakları hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
6. Ergenekon’un asker, siyaset, medya, sermaye, bürokrasi, STK,
mafya ile ilişkisi hakkında ne düşünüyorsunuz?
7. Dünyadaki benzer örgütlerin yapısı ve nasıl tasfiye
edildikleri, Türkiye’de neden geç kalındığı ve böylesine
zorlanıldığına ilişkin yorumlarız nelerdir?
8. Dünya derin devleti, Masonik örgütler, Siyonist hareket ve
benzeri konular hakkındaki görüşleriniz nelerdir veya bunların
Ergenekon’la ilişkisi sizce var mıdır?
9. ABD’nin ve NATO’nun bu işte yeri ve rolü var mıdır, eğer
varsa ne olabilir?
10. Derin devleti var kılan sebepler ve gelinen noktada bundan
sonrası için beklentileriniz nelerdir?
Derin devlet, PKK'yı 'Kürtleri dinden uzaklaştırmak' için kurdu
Ergenekon terör örgütü ile PKK arasında yakın ilişki olduğu yönündeki iddialara Kürt kökenli eski siyasetçi
Abdülmelik Fırat'tan destek geldi. Yaklaşık 10 yıldır PKK'nın derin devlet tarafından kurulduğunu savunan Fırat, iddianamenin kendisini teyit ettiğini belirtti. Abdullah Öcalan'ı ajanlıkla suçlayan Fırat, ilginç bir iddiada bulundu: "Devletin sivil ve asker kanadından birçok önemli isimle görüşmeler yaptım. Bana 'derin devletin yapamadığını bu örgüt başardı. Kürtleri dinlerinden, örf ve adetlerinden kısa zamanda uzaklaştırdı.' diyorlardı."
Ergenekon iddianamesinde yer alan ifadelere göre, PKK'nın kurucuları arasında Öcalan'ın yanı sıra Doğu Perinçek ve Yalçın Küçük gibi isimler de var. Emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün PKK ile işbirliği yaptığı ileri sürülüyor. Şeyh Sait'in torunlarından eski siyasetçi Abdülmelik Fırat da, iddianamenin gerçekleri gözler önüne serdiğini düşünüyor. Zaman'ın sorularını cevaplayan Fırat, derin devletin İttihat ve Terakki'den bu yana Türkiye'de 'ali kıran, baş kesen' hükümranlığı sürdürdüğünü savunuyor. Ergenekon davasının çok önemli bir adım olduğunu; ancak sonuca tam olarak ulaşılamayacağı endişesini taşıdığını kaydediyor. Fırat, PKK-Ergenekon ilişkisini anlatırken bazı devlet görevlilerinin bu irtibatı kendisine itiraf ettiğini savunuyor. Fırat, Öcalan'ın Perinçek'le eski dost olduğunu hatırlatırken, PKK ilk kurulduğunda bazı gazetelerde yer alan 'MİT kurdu' şeklinde haberlere dikkat çekiyor.
Terör elebaşısı Öcalan'la defalarca görüştüğüne dikkat çeken Abdülmelik Fırat, 1970'li yıllarda Ankara'da siyaset yaparken terör örgütü elebaşısının bir öğrenci olarak kendisini ziyaret ettiğini, 1997'de de Suriye'de bir araya geldiklerini söyledi. Ardından da şu ifadeleri kullandı: "Barzani ile Talabani'yi barıştırmak için davet edilmiştim. Suriye'de Öcalan beni birkaç kez otelde ziyaret etti. Baktım ki, orada da kendisini Suriye istihbaratı kullanıyor. Kendisine, 'Bu milletin çocuklarını dağa çıkarmayın. 50 bin insanın ölmesine neden oldunuz. 4 bin köy yandı. Bunlar, Kürtler için büyük bir felakettir. Bir teşkilat Kürtlerin iyiliği için varsa nasıl bu sonuçlara sebebiyet verir?' dedim. Ama beni dinlemedi."
(Zaman, 01 Ağustos 2008,
Abdulmelik Fırat'ın açıklamaları)
Gazeteci Yazar Uğur Mumcu'nun da öldürülmeden önce Öcalan-PKK
ile MİT bağlantısına çok yaklaştığı, son yazılarında sık sık
bundan bahsettiği ve olası öldürülme sebeplerinden en muhtemel
olanının, bu deşifreyi engellemek olduğu şeklindeki iddialar ile
Ergenekon iddianamesiyle bu iddiaların da resmen dile
getirildiği ve mahkemece soruşturulacağı hatırlanmalıdır. Ayrıca
ABD konsolosluğuna girişilen ve sadece Türk polislerinin
katledildiği adeta gözdağı saldırısı ile Güngören'de meydana gelen ve 17 vatandaşımızın ölümüyle
sonuçlanan katliamın gerçekten de PKK veya diğer örgütler tarafından yapıldığı
iddiaları doğrulanacak olsa bile bu örgütün de tıpkı DHKP-C,
İBDA-C ve benzerleri gibi taşeron olarak birilerine iş
gördükleri düşünüldüğünde asıl faillerin kimler olduğu açıktır.
Ergenekon soruşturması ile kuyruğundan yakalanan Kontrgerilla
canavarı, kurtulmak için bütün gücüyle mücadele etmeye
başlamıştır. Soruşturmanın yukarılara tırmanmaması için, tıpkı
Kurtlar Vadisi'ndeki İskender'in yakalanışıyla adamlarının tüm
ülkeyi bombalı ve silahlı saldırılarla cehenneme çevirmeye
çalışmaları gibi gözdağı eylemlerine girişmekte ve
"daha ileriye
gitmeyin" demektedir. Soruşturmanın seyrine göre bu eylemler
devam edecek veya şimdilik duracaktır. Benzer durum İtalya'daki Gladio
soruşturması sırasında yaşanmış, soruşturmayı engelleme
girişimleri dolaylı ve doğrudan devreye sokulmuştur. Ayrıca 1980
öncesi başbakanlığı döneminde Kontrgerilla ve Özel Harp Dairesi
iddialarının üzerine somut şekilde giden, kendisine Çiğli
Havaalanı'nda suikast girişiminde bulunulan Ecevit'in,
"Özel Harp Dairesi'nin sivil uzantısının açığa çıkarıldıklarında girişebilecekleri tehlikeli tertiplerden duyduğu korku" da sanırız
bugünkü çılgınca katliam tertiplerini çarpıcı şekilde anlaşılır
kılmakta, Ergenekon soruşturmasının aslında nerelere kadar
tırmanması gerektiğine ışık tutmaktadır. Bununla ilgili hemen aşağıda
yer alan "Kontrgerilla, Ergenekon Örgütü müdür veya Kontrgerilla mı Yargılanıyor, Tasfiye Ediliyor?"
yazımızı da okumanızı tavsiye ederiz..(Abdullah Harun, 01
Ağustos 2008, TSİ: 10:30)
Kontrgerilla, Ergenekon Örgütü müdür veya Kontrgerilla mı Yargılanıyor, Tasfiye Ediliyor? Savcılığın iddianamesinden net olarak anlaşılmıyor ama eğer Ergenekon örgütü kontrgerilla'nın kendisi midir derseniz, Hayır! O değildir, onun kullandığı alt örgütlerden birisidir. Kontrgerilla vardır, halen devam etmektedir ve
Ergenekon'la aynı değildir. Kesinlikle böyledir. Bizce buna en büyük delil,
Genelkurmay'ın 1990 yılında yaptığı brifingindeki açıklamasıdır: "..Özel
Harp Dairesi yalnız antikomünist değildir. Din devrimine de karşıdır..."
Devrim kelimesi üzerinde biraz düşünülürse kontrgerillanın eski adı Özel
Harp Dairesi, yeni adı ise Özel Kuvvetler Komutanlığı şeklinde değiştirilen
ve başlangıçta ABD finasmanıyla kurulan, başbakan Ecevit'in bile haberdar
edilmediği çok gizli devlet örgütü olduğu ve doğal olarak da varlığını halen
sürdürdüğü anlaşılır. Öyle ayrıcalıkları vardır ki bu örgüt elemanlarının,
mevcut kanunlara tabi değildirler, yakalanırlarsa soruşturulmazlar. Bu
sitenin ilgili bir çok sayfasında bunları yıllardır belirtmiştik ama
özellikle sitemizin en önemli bölümünü teşkil ettiğine inandığımız
Kontrgerilla'nın varlığını gösteren klasik Deliller sayfası ile Özel Harp
Dairesi Kontrgerilla mıdır? sorusuna cevap arayan Ö.H.Dairesi sayfalarını ve tabi forum bölümümüzdeki
ilgili tartışma başlıklarını okumanızı tavsiye ederiz.
Evet bir örgüt tasfiye ediliyor, adı Ergenekon, ama tıpkı Susurluk'taki gibi kısıtlı tasfiyeden
başka bir şey değil bu. Evet bu da bir şeydir, güzeldir şüphesiz. Ama asıl
örgüt, asıl beyin veya beyin takımı şu an dışarıda, işinde gücünde
insanlar görünümündedir. Muhtemelen çok yakından tanınan kişiler olup ellerini kollarını
sallayıp gezinmekte, halka karşı yürütecekleri yeni operasyonları
planlamaktadırlar. Boş durmayı sevmezler. Yani kendimizi kandırmayalım, bu
iş bitti demeyelim. Yukarıda işaret ettiğimiz ÖHD kaynaklı örgütü ve
bunların yurt sathına yaydıkları, gerçek amacı yurt savunması ve yurdumuz
işgale uğradığında öğrendikleri, "ortalığı karıştırma, dış düşmana terör
uygulama ve böylece halkın direnişini örgütleme, moral verme, dış düşmana
karşı direnişi başlatma" gibi görevler üstlenmiş ve bu amaçtan sapmayan,
ÖHD'nin sivil uzantısı gizli gerillaları istisna
edelim. Ama bu amacını unutup kendi halkını, müslüman insanımızı, kürt
insanımızı dış düşman olarak görüp, 12 Eylül darbesini olgunlaştırmak için
aynı silahla hem sağcı hem solcu vuran, kahvehane tarayan, bombalama
eylemleri yapan, darbe şartlarını olgunlaştıran, Atabeyler Grubu gibi
Başbakan'a suikast planları yapan, Şemdinli'de PKK kitapçısını bombalayıp
PKK yaptı süsü veren, Güneydoğu'da PKK'ya karşı mücadele ederseniz hapisten
firarınızı sağlarız, yakalanırsanız da sizi tanımıyoruz deriz diye MHP'lileri
yönlendiren, ister tam ister yarı resmi isterse de gayrı resmi gizli devlet
görevlilerinin oluşturduğu gizli gerillaları ne yapalım, onları unutalım mı,
bu dosya kapansın mı? Biz istesek de bu dosya kapanmaz. 100
yıldır ittihat terakki komitacılarını konuşuyorsak bir 100 yıl
sonraki nesillerimiz hala bu gizli kontrgerilla örgütünü
konuşmalı mı? Susurluk'ta sınırlı tasfiye oldu da dosya kapandı
mı, hayır. Tam demokrasi tam demokratik kontrol mekanizması
kurmak zorundayız. Düşüncesini, yaşam tarzını beğenmediği kendi
halkını iç düşman görüp örgütlü terör ve şiddet uygulayanları en şiddetli cezalarla cezalandırıp
sindirmedikçe, var olan tüm örgütlenmeleri dağıtmadıkça bu dosya hep açık
kalacaktır. İnşallah o meşum dosyanın kapandığı günleri gelecek nesillere
kalmadan bizler de görürüz!..
(Abdullah Harun, 27 Temmuz 2008, TSİ: 12:00)
KONTRGERİLLA
ÖRGÜT YAPILANMASINI DEŞİFREYE ÇAĞIRIYORUZ!
ÖRGÜT
YAPISI GÜNÜMÜZDE GİDEREK DEŞİFRE OLUYOR, İSİMLER NETLEŞİYOR. SİZCE
BU İSİMLER KİMLER OLABİLİR? FORUM VEYA EMAİL MESAJLARIYLA KATKIDA
BULUNABİLİRSİNİZ. ÖRGÜTLENME ŞEMASI VE İSİMLER İÇİN DAHA GENİŞ BİLGİ
(Abdullah Harun, 18 Haziran
2008)
K
ontrgerilla, Gladio, Özel
Harp Dairesi, Nato, askeri darbeler, 12 Eylül öncesi-sonrası, siyasi terör
olayları, sonuncusu Uğur Mumcu'yu hedef alan faili meçhul siyasi cinayetler,
Başbakan Ecevit'e, Cumhurbaşkanı Turgut Özal'a yönelik suikast girişimleri...
Tüm bu sözlerle ülkemizin karanlık bir yönü anlatılıyor. Yeraltında birşeyler
oluyor, ama ne ?..
1990 yılında İtalya'da patlak
veren Gladio skandalı ve o sıralarda ülkemizde işlenmekte olan
laiklik cinayetleri bu konuyu pek yoğun şekilde gündemimize soktu.
Birileri için şok edici bir gelişmeydi. Suçüstü yakalanmışlardı, açıkça itiraf
etmeseler de!.. Skandal patladıktan
sonra kısa süre içinde tüm Nato üyeleri, ülkelerinde Gladio
uzantılarının bulunduğunu kabul ettiler, bir tek Türkiye hariç. Oysa
Nato'nun en hassas kanadı bizdik ve en kanlı ve yoğun faili meçhul siyasi
terör olayları bizim ülkemizde meydana gelmişti. Buna rağmen pişkinlikle
örtbas edildi. Olası bir dış güç işgaline karşı terör uygulamak için
eğitilenler mi yaptı terörü yoksa maceracı gençler mi, bir yazarın dediği
gibi?..
Buradaki bilgiler yeni değil,
daha önce yayınlanmış bilgilerin tekrarı. Basılı medyada yayınlanmış
bu bilgiler. Ama internet ortamının getirdiği
mühim bir avantaj var, o da karşılıklı etkileşim. Bu sitenin bir amacı da
bu. Eleştirilerde ve katkılarda bulunabilirsiniz. Eksik ya da hatalı gördüğünüz
bilgiler hakkında görüş belirtebilirsiniz.
Bizi izlemeye devam edin...
Abdullah Harun
13 Ağustos 2001
En iyi görüntü Internet Explorer 1024 x 768 veya tercihen üstü ile izlenir.
Mozilla Firefox 2.0 ve üstü ile de büyük ölçüde uyumludur.